USD43,17
%0.13
EURO50,42
%0.19
BIST12.337,27
%0.67
GR. ALTIN6.368,85
%0.02
BTC3.973.627,35
%1.05
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Şok Diyetler: Böbrek Sağlığını Tehdit Ediyor!

Şok Diyetler: Böbrek Sağlığını Tehdit Ediyor!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk Böbrek Vakfı uzmanları, kısıtlayıcı şok diyetlerin böbrekler ve diğer organlar üzerinde kalıcı hasar yaratabileceği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.

İSTANBUL (Bursa Kuşu) – Sosyal medya ve internet üzerinde “hızlı kilo verme” vaadiyle popüler hale gelen şok diyetler, estetik kaygılar uğruna sağlığı ciddi biçimde tehlikeye atıyor.

Özellikle düşük kalorili, yüksek protein içeren ve sıvı alımının yetersiz olduğu diyetler, böbrekler dahil pek çok hayati organın işlevselliğini olumsuz etkiliyor.

Türk Böbrek Vakfı (TBV) uzmanları, şok diyetlerin kısa vadeli kilo kaybının ötesinde, kronik böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor.

“ŞOK DİYETLE VERİLEN KİLOLAR KISA SÜREDE GERİ ALINIYOR; VÜCUT ‘YO-YO SENDROMU’NA GİRİYOR”

Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, hızlı kilo verme arzusunun çoğu zaman sağlık bilincinin geride kalmasına neden olduğunu dile getiriyor.

Aydın, “Diyet kelimesi Eski Yunanca ‘diaita’ kelimesinden gelir ve ‘yaşam biçimi, hayatın düzenlenme şekli’ anlamına gelir. Diaita, sadece beslenmeyi değil, hareketi, uykuyu ve ruh hâlini de kapsayan bütüncül bir yaşam tarzını ifade eder. Ancak günümüzde birçok kişi bu bütüncül yaklaşımı hızlı çözümler ve sıkı kısıtlamalarla değiştirmiştir. Şok diyetler genellikle hızlı kilo kaybı sağladığı için cazip gelir. Ancak bu süreçte vücut, yağ kaybı yerine su ve kas kaybeder. Uzun süre aç kalındığında beden, durumu bir tehlike olarak algılar ve kendini korumaya alır. Metabolizma yavaşlar, kişi daha çabuk yorulur, üşür ve halsiz hisseder. Diyetin sona ermesiyle vücut, bir sonraki ‘açlık’ dönemine hazırlık yapmak ister ve kaybedilen kilolar çoğu zaman geri alınır. Bu nedenle şok diyetler kalıcı bir çözüm sunmak yerine aynı döngüyü tekrar tekrar yaşatır. Sürekli şok diyet uygulamaları sonucunda verilen kiloların kısa sürede fazlasıyla geri alınmasına ‘yo-yo sendromu’ denir. Bu tür ani kısıtlamalar, zamanla kilo artışına yol açabilir. Metabolizma hızının düşmesi, sağlıklı kilo vermeyi zorlaştırırken hormonal dengeyi ve organların düzgün çalışmasını da olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.

Bu durumun başta böbrekler olmak üzere pek çok organ üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirten TBV Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın; “Son yıllarda artan yüksek protein tüketimi ve düzensiz, eksik beslenme tarzı, böbreklerin üzerindeki yükü artırır. Bu yük uzun süre taşındığında böbrek fonksiyonlarında bozulmalar meydana gelebilir ve bu durum zamanla kronik böbrek hastalığına yol açabilir.” ifadelerini kullandı.

“AMAÇ SADECE KİLO VERMEK DEĞİL, ORGANLARI KORUYARAK KİLO VERMEK OLMALI”

TBV Danışma Meclisi Üyesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, şok diyetlerin böbrek sağlığına ciddi zararlar verdiğini belirtti ve şunları ekledi: “Yüksek proteinli ve düşük kalorili beslenme, böbreklerin iş yükünü artırır. Yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde, böbrekler zorlanır ve kronik böbrek yetmezliği riski ortaya çıkar. Özellikle hipertansiyon ve diyabet hastalarında bu risk daha erken dönemlerde gelişebilir.”

Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, şok diyetlerin böbrek sağlığını nasıl tehdit edebileceğini şu şekilde açıkladı:

Böbreklerin yükünün ani bir şekilde artması, yüksek protein alımının vücutta azot içeren artıkların, üre, kreatinin ve asitli bileşiklerin miktarını artırmasına neden olur. Bu da böbreklerin temizlemesi gereken asitli maddelerin kanda yükselmesiyle böbreklerin iş yükünü artırır, süzme (filtrasyon) kapasitelerini düşürür ve böbreklerimiz yorulur. Kapasite düşünce, gizli böbrek hastalıklarının ortaya çıkma riski artar. Tansiyon ve şeker hastalarında yıllar içinde hafif protein kaçağı ve böbrek fonksiyonlarında azalma gözlemlenir. Bu durum, zaten sınırda olan böbrek fonksiyonlarını bozarak böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Dehidrasyon (susuz kalma) riski: Karbonhidrat alımının azalması nedeniyle vücuttaki su hızla atılır. Az sıvı alımı da söz konusu olunca, kişi tartıda hızlı bir düşüş yaşar; bu da yağ kaybı değil, vücudun su kaybından kaynaklanır. Su, hem böbrekler hem de tüm vücut fizyolojisi için hayati öneme sahiptir. 70 kg ağırlığında bir insanın yüzde 60’ı, yani 42 litresi sudur. Bu sıvı, hücreler içinde ve hücreler arasında dağılır. Tüm biyokimyasal reaksiyonların sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için su son derece önemlidir. Susuzluk, böbreklerin en büyük düşmanı olup idrarı koyulaştırır, böbrek içi kristalleşmeye ve böbrek taşı oluşumunun hızlanmasına neden olur; özellikle sıcak havalarda akut böbrek yetmezliği riski ile karşılaşma olasılığını artırır.

Böbrek taşı riskinin artması: Şok diyetlerde genellikle yüksek protein, düşük lif ve az kalsiyum alımı söz konusudur. Bu durum vücutta asit yükünü artırarak idrara daha asidik bir yapı kazandırır. Asidik idrar, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırır. Kalsiyum oksalat ve ürik asit taşları ile gut hastalığı riski de artmaktadır. Eğer kişi daha önce böbrek taşı düşürmüşse ya da aile öyküsünde böbrek taşı varsa, bu risk daha da yükselebilir.

Elektrolit dengesinin bozulması: Bu tür diyetler sırasında hızlı kilo kaybı, sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum dengesinin bozulmasına yol açabilir. Bu durum çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Örneğin potasyumla ilgili kalp ritim bozuklukları, böbrek kanallarında hasar, kalsiyum ve magnezyumla ilgili kas krampları ve kas güçsüzlükleri, sodyumla ilgili bulantı, kusma ve bilinç bulanıklığı gibi tablolar gelişebilir.

Doç. Dr. Alpay, böbrekleri koruyarak sağlıklı bir diyetle kilo vermenin hedeflenmesi gerektiğini belirterek, dengeli bir şekilde protein, karbonhidrat, yağ ve lif alımının yanı sıra, vitamin ve minerallerle desteklenen, günlük 2-2,5 litre su tüketimini içeren, tuz ve işlenmiş gıdaların sınırlandırıldığı bir beslenme programıyla haftada 0,5-1 kilo verilmesinin fizyolojik ve sağlıklı olduğunu ifade etti.

Şok Diyetler: Böbrek Sağlığını Tehdit Ediyor!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Bursa Kuşu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!