USD43,16
%0.12
EURO50,40
%0.13
BIST12.306,17
%0.42
GR. ALTIN6.364,72
%-0.04
BTC3.964.991,37
%0.83
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Şok Diyetler: Kilo Verirken Sağlığınızı Tehdit Ediyor!

Şok Diyetler: Kilo Verirken Sağlığınızı Tehdit Ediyor!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İSTANBUL (Bursa Kuşu) – Sosyal medya platformlarında ve internet ortamında “hızlı kilo verme” vaadiyle popüler hale gelen şok diyetler, estetik kaygılar nedeniyle sağlığı ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Özellikle düşük kalorili, yüksek proteinli ve yetersiz sıvı alımına dayanan diyetler, başta böbrekler olmak üzere birçok hayati organın işlevlerini olumsuz etkiliyor.

Türk Böbrek Vakfı (TBV) uzmanları, şok diyetlerin yalnızca kısa vadeli kilo kaybı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kronik böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği hususunda uyarıda bulunuyor.

“ŞOK DİYETLERLE KAYBEDİLEN KİLOLAR KISA SÜREDE GERİ ALINIYOR, VÜCUT ‘YO-YO SENDROMU’ YAŞIYOR”

Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, kısa sürede istenilen kiloya ulaşma arzusunun sağlık bilincini sıklıkla geri plana attığını belirtiyor.

Aydın, “Diyet kelimesi Eski Yunanca ‘diaita’ kökünden gelir ve ‘yaşam tarzı, hayatın düzenlenme şekli’ anlamına gelir. Diaita, yalnızca beslenmeyi değil, hareketi, uyku düzenini ve ruh hâlini de kapsayan bütüncül bir yaşam biçimini ifade eder. Günümüzde ise birçok insan, bu bütüncül yaklaşımı hızlı çözümlere ve ciddi kısıtlamalara tercih ediyor. Şok diyetler genellikle hızlı kilo kaybı sağladığı için cazip görünür. Ancak bu süreçte vücut, yağ kaybı yerine su ve kas kaybeder. Uzun süre aç kalındığında, beden bunu bir tehdit olarak algılar ve kendini koruma mekanizmalarını devreye sokar. Metabolizma yavaşlar, kişi daha çabuk yorulur, üşür ve halsiz hisseder. Diyet sona erdiğinde ise vücut, bir sonraki ‘açlık’ dönemine hazırlık yapar ve kaybedilen kilolar çoğunlukla geri alınır. Bu nedenle şok diyetler kalıcı bir çözüm sunmak yerine döngüsel bir yıkım yaratır. Sürekli şok diyet uygulayan bireylerde tekrar eden kilo kaybı ve alımı, ‘yo-yo sendromu’ olarak tanımlanır. Bedenin sürekli bu tür ani kısıtlamalara maruz kalması, zamanla kilo artışına neden olabilir. Metabolizma hızının düşmesi ise sağlıklı kilo vermeyi zorlaştırarak hormonal dengeyi ve organların düzenli çalışmasını olumsuz etkileyebilir.” şeklinde açıklamada bulundu.

Bu tür diyetlerin böbrekler başta olmak üzere birçok organ üzerinde olumsuz etkileri olduğunu vurgulayan TBV Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın; “Son yıllarda popüler hale gelen yüksek protein alımı ve düzensiz beslenme tarzı, böbreklerin üzerindeki baskıyı artırır. Uzun süre bu yükü taşıyamayan böbreklerde, zamanla fonksiyon bozuklukları yaşanabilir ve böylece kronik böbrek hastalığına zemin hazırlanmış olur.” dedi.

“AMAÇ SADECE KİLO VERMEK DEĞİL, ORGANLARI KORUYARAK KİLO VERMEK OLMALI”

TBV Danışma Meclisi Üyesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, şok diyetlerin böbrek sağlığı üzerinde ciddi zararlara yol açabileceğini ifade ederek, “Yüksek proteinli ve düşük kalorili diyetler, böbreklerin iş yükünü artırır. Yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde böbrekler zorlanır ve kronik böbrek yetmezliği riski belirgin hale gelir. Özellikle hipertansiyon ve diyabet hastalarında bu risk daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.” dedi.

Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, şok diyetlerin böbrek sağlığını nasıl tehdit ettiğini de şu şekilde açıkladı:

Böbreklerin aniden artan yükü, yüksek protein alımının neden olduğu azot içeren atıkların, üre, kreatinin ve asidik bileşiklerin miktarını artırır. Bu maddelerin kanda birikimi, böbreklerin iş yükünü artırırken süzme (filtrasyon) kapasitelerini de düşürerek yorgunluk yaratır. Kapasitenin azalması, gizli böbrek hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırır. Tansiyon ve şeker hastalarında, zamanla hafif protein kaçağı ve böbrek fonksiyonlarında azalma yaşanabilir. Bu durum, zaten sınırlı olan böbrek fonksiyonlarını daha da bozarak böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Dehidrasyon (susuz kalma) riski: Karbonhidrat alımının azalmasıyla vücuttaki su hızla atılır. Yetersiz sıvı alımı, kişinin tartıda hızlı bir düşüş yaşamasına neden olur, fakat bu kayıp yağdan değil, vücudun su kaybından kaynaklanır. Su, hem böbrekler hem de tüm vücut fizyolojisi için kritik öneme sahiptir. 70 kg ağırlığında bir bireyin vücut ağırlığının yüzde 60’ı, yani yaklaşık 42 litresi su ve sıvıdır. Bu sıvı, hücreler içinde ve aralarında dağılır ve tüm biyokimyasal reaksiyonların sağlıklı işlemesi için gereklidir. Susuzluk, böbreklerin en büyük düşmanı olup, idrarın koyulaşmasına, böbrek içi kristalleşmelere ve böbrek taşı oluşumunun hızlanmasına neden olabilir. Özellikle sıcak havalarda bu durum akut böbrek yetmezliği riskini artırabilir.

Böbrek taşı riskinin artışı: Şok diyetlerde genellikle yüksek protein, düşük lif ve az kalsiyum alımı söz konusudur. Bu tür beslenme, vücutta asit yükünü artırarak idrara daha asidik bir yapı kazandırır. Asidik idrar, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırır. Özellikle kalsiyum oksalat ve ürik asit taşları ile gut hastalığı riski de artmaktadır. Daha önce böbrek taşı düşüren kişiler ya da ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunan bireylerde bu risk daha da yüksektir.

Elektrolit dengesinin bozulması: Bu tür diyetler sırasında hızlı kilo kaybı, sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum dengelerinin bozulmasına neden olabilir. Bu durum çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Örneğin, potasyum seviyesindeki dengesizlikler kalp ritim bozukluklarına, böbrek kanallarında hasara, kalsiyum ve magnezyum eksiklikleri kas kramplarına ve güçsüzlük hissine, sodyum eksikliği ise bulantı, kusma ve bilinç bulanıklığı gibi durumlara neden olabilir.

Doç. Dr. Alpay, böbrekleri koruyarak sağlıklı bir diyetle kilo vermenin hedeflenmesi gerektiğini; dengeli bir şekilde protein, karbonhidrat, yağ ve lif alımının yanı sıra vitamin ve minerallerle desteklenen, günlük 2-2,5 litre su tüketimi gerektiren, tuz ve işlenmiş gıdaların sınırlandırıldığı bir beslenme programıyla haftada 0,5-1 kilo kaybının fizyolojik ve sağlıklı olduğunu vurguladı.

Şok Diyetler: Kilo Verirken Sağlığınızı Tehdit Ediyor!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Bursa Kuşu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!